EDEP Onur Programı'nın ilk mezunlarından biri olmanın gururu ve heyecanını taşıyorum. Dört sene önce EDEP'in mülakatına girdiğim ânı dün gibi hatırlarım. Yönetim Kurulu Başkanımız Recep Şentürk Hoca "Neden Arapça öğrenmek istiyorsun?" diye sormuştu. Ben de "Başta Kur'an'ı Kerim olmak üzere fıkıh, hadis, tefsir, kelam bütün alanlardan klasik kitapları okumak için." cevabını vermiştim. Çünkü modern ve seküler bir eğitim sisteminden geliyordum ve kültürel bir din eğitimi haricinde İslami İlimlere dair bilgim yoktu. Lisansın ilk yıllarındayken inandığım dinin bütün delillerini inceleme ve taklitten tahkike ulaşma zaruriyeti hissettim. Zira aldığım eğitim, varoluş amacımı ve içinde bulunduğum dünyayı açıklamaya ve anlamlandırmaya yetmiyordu. Bunun yanında İslam hâkimiyetinin bulunmadığı bir dünyada insanlığın içine düştüğü çıkmazları dert edinen biri olarak, İslam davasına ilimle hizmet etmek arzusundaydım. Boğaziçi Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı'nda lisans eğitimini bitirdiğimde henüz EDEP kurulmamıştı. Hem felsefede yüksek lisans yapıp hem de İslami İlimler eğitimi almak için bir yol ararken EDEP gibi bir programın kurulacağını hayal bile etmiyordum. Sonra Allah bana ve yaşamak için ekmek-su gibi ilme ihtiyaç duyan benim gibi birçok öğrenciye EDEP'i bahşetti.
Yine dört sene önceki mülakattan hatırlıyorum. Hocalarımızdan biri benim cevabım üzerine: "Molla mı olacaksın başımıza." demişti. Molla olabilir miyim, bilmem. Şüphesiz bunun için önümüzde çok uzun ve meşakkatli bir yol var, ancak dört sene sonunda geriye baktığımda baştaki hedefim için çok önemli bir mesafe kat ettiğimi görüyorum. EDEP'te, kalitesiyle Ürdün'deki Arapça eğitimini yakalayan hatta zaman zaman onu aşan nitelikli bir Arapça eğitimi aldım ve ‘’âli ilimler’’in anahtarı olan ‘’âlet ilimleri’’nin yanı sıra fıkıh, hadis, kelam ve tefsirden klasik metinleri, kıymetli hocalar eşliğinde Arapça olarak okuma fırsatı yakaladım. Daha önce hiç bilmediğim değerli alimlerin görüşlerini öğrenerek onları, günümüzün Batılı bilginlerinin teorileriyle karşılaştırma olanağına sahip oldum. Velhasıl özellikle üniversitede İslami İlimler dışında eğitim gören öğrenciler adına şunu söylemeliyim ki EDEP, Batı etkisindeki modern ve seküler eğitim sistemi içinde tek yönlü yetişen gençler olan bizleri İslam medeniyetinin ilim geleneğiyle buluşturdu ve topluma önderlik edecek ‘’zülcenaheyn âlimler’’ olma yolunda eşsiz imkanlar sunarak bizlere çok değerli bir kapı açtı. Bununla birlikte eğitiminin asıl amacının sadece bilgi yüklemek değil, davranış değişikliği kazandırmak olması hasebiyle EDEP, ilmini amele dönüştüren, edep ve takva ehli insanlar olmamız için bizi her yönden yetiştirmek uğruna çaba gösterdi.
Bütün bunlar için en başta, dillendirmeye kelimelerin kifâyet etmediği birçok nimeti EDEP vasıtasıyla bizlere bağışlayan Allah'a sonsuz hamd ediyor, sonra da hanımların âlim olabileceğine pek inanılmayan bir toplumda, eşine az rastlanır bir adanmışlık ve büyük bir azimle çalışıp bu nimete vesile olan Recep Hocamıza en derin hürmet ve şükranlarımı sunuyorum. Ayrıca bizlere maddi-manevi her türlü desteği sağlayan TÜRGEV'e, kendilerinden ders almakla şereflendiğim kıymetli hocalarıma, bütün samimiyet ve yardımseverlikleriyle sıkıntılarımızı gidermeye çalışan danışmanlarımız Tuba Erkoç Baydar ve Merve Özaykal hocalarıma, baba şefkatiyle bizleri her daim memnun etmeye çalışan müdürümüz Hüseyin Taşkın'a, nitelikli hizmetleriyle EDEP'te önemli bir iz bırakarak hayatımızın bir parçası olan eski müdür yardımcımız Betül Tarakçı'ya ve burada ismini tek tek zikredemediğim, bize emeği geçen bütün EDEP mensuplarına çok teşekkür ediyor, Allah'tan hepimize, EDEP'in dünyada İslam medeniyetini ihya ederek insanlığı çıkmazdan kurtaracak alimler yetiştirdiğini göstermesini niyaz ediyorum.
Sevinç Akay, Bilgi Üniversitesi Felsefe ve Toplumsal Düşünce Yüksek Lisans, Edep İhtisas Öğrencisi
